Kabul Görmek

Bazı günler çok zorlanıyorum hayattan. Sanki kalbim, tüm kırgınlıklarını biriktirip önüme bir tabakta sunuyor. Zihnimin şaşkınlarına değil de kalbimin şaşkınlıklarına karşı çok dayanıksızım ben. Bu aralar bazen gücüm bu mektupları yazmaya yetmiyor. Sadece gücüm de de değil aslında, aynı zamanda vaktim, aklım ve hatta bedenim de. Söz vermiş de tutmamış gibi, bu yüzden de aslında çok kötü hissediyorum her defasında. Ama işte hem bir yandan anladığınızı hissediyorum, hem de bir nevi “bomboş otursam da hiç boş durmadığımı”. Dert edindiklerimiz, endişe ettiklerimiz, ya olursa‘larımız, ya olmazsa‘larımız yolun sonunda hep aynı. Hayatı yürürken bir yandan da anne olmaya, ayakta durmaya, hayatta kalmaya çalışıyoruz.

Onaylanmak, sevildiğini hissetmek, kabul görmek istiyor fakat hata yapmayı kendimize zinhar hak görmüyoruz. Bir günümüzün bir günümüzü tutmadığını söylüyorlar bazen, sanki önümüzdeki kağıda hep aynı hikayeyi yazmamız şartmış gibi. İnsan olduğumuzu, çok hassas terazilerde oturduğumuzu, bir günün yükünün bir diğerini elbette tutmayacağını unutuyor, yüklenebileceğimizden fazla ağırlığı yine kendi kefemize dolduruyoruz. Aslında sadece kabul etmemiz gerekiyor. Hayat böyle demek gerekiyor. Ya olursa‘ları, o zaman ne yaparım‘ları biraz sessizleştirmek, çekilmeyecek filmlere boşu boşuna senaryolar yazmamamız gerekiyor. Kalp anlamıyor. Çok mu konuşuyor aklımız, yardım istemek gerekiyor. Hiç mi konuşmuyor ağzımız, kabul etmek gerekiyor. Bir de ucundan da olsa anlamaya calışmak gerekiyor. Yaşadıklarını anlamlandırmak, adlandırmak gerekiyor.

Bana eskiden hayattaki amacın nedir dediklerinde, çat diye mutluluk derdim. Düşünmeye gerek duymaz, fazla da uzatmazdım. Çünkü bu çok mantıklı bir cevaptı. Çünkü mutluluk dediğin her şeyi kapsıyordu. Çünkü eğer mutluysan tamamdın. Kovalamak diyemem belki, ama kendimi bildim bileli hep bana mutluluk veren, iyi hissettiren, içimdeki güvenli yerleri okşayan hallere meraklı oldum. Bir sürü kitap, yeni yeni yöntemler, türlü olumlamalar ve hep iyi düşüncelerle doldurdum sırtımdaki çantayı. Çok uzak değil, geçtiğimiz Aralık ayın da Bali’ye  yaptığım seyahat sonrası, tek istediğim şeyin huzur olduğuna kanaat getirdim. Sürekli devam eden mutluluğu yaratacak bir durum veya senin yaratabileceğin bir ortam mümkün olmadığını biliyorum artık. En azından yaşadıklarım ve yaşatılanlardan çıkardığım ders bu. Sınav, sabır, sebat. Sonu mutlaka selamet.

Evrim Onuk

Paylaş:

Şimdi Keşfedin!

Yazılarım

RAFİNE

Sakin bir köşede kitabım ve kahvem ile ruhumu gezdiren zamanlar yaratıyorum. Kendim için, kendime iyi gelmek için bazen de sadece canım öyle istediği için… Böyle

Yazılarım

Sevmek ve Sevilmek

Sevmek ve sevilmek. Sevmeyi bilmek ya da gerekiyorsa Erich Fromm’un da dediği gibi bir sanat dalını öğrenir gibi öğrenmek. Bir de tabi sevmekle yetinmeyip bunu

L'Atelier SoHo