Hayat bir ait olma meselesi belki de.

Tanıdığım en güçlü kadınım. Bunu da en çok eril ve dişil yanlarımın harmonisine borçluyum. Bu harmoniyi yakalama yolunda iki tarafın da hem aydınlığını hem karanlığını hakkıyla deneyimlediğimi düşünüyorum.

Bu kamp öncesi birkaç gün benim için duygusal olarak epey yoğun geçti. Açığa çıkanlar kendimden gizlediklerim mi,
üstesinden geldiklerim mi bilemedim gitti. Böyle dönemlerde doğayla iç içe olabilmenin nasıl bi nimet olduğunu misliyle hissediyorum çok şükür. Suyla arınıp ateş başında ısınarak, güvenli bir alanda kendimi özgürce ifade ederek, ilahi dişil döngüsünü layığıyla onurlandırabildiğim için, tek başıma kalabildiğim için, yardım isteyebilecek kadar kendimi sevdiğim için, rehberlik alabilecek kadar alçak gönüllü olduğum için, bana neyin iyi gelip neyin iyi gelmediğini bilecek kadar kendimi dinlediğim ve çoğunlukla gözetebildiğim için, şükür doluyum.

Gitmesi gerekenlerin gittiği, kalanların yumuşadığı, en çok kendime minnet ve aşk’ın açığa çıktığı, üzüldüğüm, ağladığım, anlamlandıramadığım yaşadığım ve yaşatılan ne varsa, kırılgan kadınsı hislerimin ardından en berrak sular ve serin rüzgarlarla hafiflediğim bi 4 gün! Beklemediğim anlarda sormadığım soruların cevapları geldiğinde aidiyet hissi büyüdü de büyüdü. Arayış kimisi için hiç başlamaz, kimisi için hiç bitmez. Arayışta kalmak nimetindir. Aradığın ise bir rol değil, insan değil, yer değil kendin; büründüğün roller, tanıştığın insanlar, gittiğin yerler kendine varmanı hızlandırmaya vesiledir.

İçindeki huzursuzluğun kökeni sana ait olmayan duygu ve düşüncelerdir. Suyun özü, çalkalandığında dönüştüğü çamur değil, kumlar dibe çöktüğünde belirendir. Hiç bir şey rastlantısal değil, her şeyin birbiriyle bağlantısını idrak etmek ise beynin değil kalbin işidir. Kalbin bilgeliğini duymak için dinlemek, yolculuğa teslim olmak için yola güvenmek gerekir. Teslimiyeti değil de hükmetmeyi, kuvveti değil de gücü, aşkı değil de küslüğü seçmenin mutluluk getirdiğini kim görmüş. Bilmezler mi ki karanlıkla yapılan her anlaşma, getirdiğinden çok götürmüş.

Akışta kalmanın kendiliğinden bir hal olmaktan çok, farkındalıklı pratik olduğu dönemimdeyim. Tüm dualarım ve niyetlerimde daha çok teslimiyet, daha derin güven ve huzur içinde kalmayı diledim. Yaşamın bana sunduklarını seçemiyorum, ama sunulan ile nasıl muhatap olacağımı seçmek benim elimde. Yaşadığım şeyin içinden isyan ederek ya da acı çekerek de geçebilirim, güven ve teslimiyette kalarak, sevgiyle de geçebilirim. Seçim benim…

Haftaya Görüşmek Üzere.
Evrim ONUK

Paylaş:

Şimdi Keşfedin!

Yazılarım

Sevmek ve Sevilmek

Sevmek ve sevilmek. Sevmeyi bilmek ya da gerekiyorsa Erich Fromm’un da dediği gibi bir sanat dalını öğrenir gibi öğrenmek. Bir de tabi sevmekle yetinmeyip bunu

Yazılarım

Amsterdam ve Den Haag Günlükleri

Kendimi, kontrollü eylemsizlik planımı, iç sesimi, bir de kitaplarımı alıp geldim buraya.Bazen çok doğru kararlar alıyorum. Şehirleri seviyorum; güneş güzel battığı için severim örneğin bir

L'Atelier SoHo