Sessizlikle Konuşmayı Öğrenmek

Geçen gün kendime şu soruyu sordum;
İyi bir insan olmak, her şeye sessizce katlanmak mı demek? Yoksa iyilik, kendi ruhunu incitmeye izin vermemek midir? Yeni bir kitaba başladım. Öyle naif ve derinden anlatıyor ki iyiliği… Ve bunu sevgi ile öyle bütünleştiriyor ki, okudukça, satırlar ilerledikçe, kelimeler sadece aklımda değil, kalbimde yankılanıyor. Ben aşk’ın ve sevginin hala filmlerde ve kitaplarda yaşandığına inanıyorum. Saf ve beklentisiz sevginin her şeyi iyileştirebileceğini ama gerektiği noktada, elinde olmayan koşullar ile nasıl zarafet ile vazgeçebilmek de gizli olduğunu biliyorum. Bazen sevgi; sınır koymaktır. Bazen şefkat; “buraya kadar” diyebilmektir. Çünkü gerçek merhamet, kendini de koruyabilen bir kalpten doğar. İnsanın kendi iç alanına saygısı yoksa, başkasına sunduğu sevgi de zamanla tükenir. Ama yine de. Buna rağmen inandığım tek bir şey var. Kalp iyileşir… Sevgiyle, farkındalıkla, sorumluluk alarak. Ruh, doğru temasla kendi kendini onarmayı bilir. Yeter ki onu bastırmak yerine dinlemeyi seçmiş olalım. Bazen yaşamış olduğunun bir acı geçmez, sessizleşir. Ve biz “geçti” zannederiz. Oysa bazı duygular zamanı değil, şefkati bekler. Kalp kimseye söylemeden yük taşır. Çünkü kalp, konuşamadıklarımızın hafızasında, sessizliğin içinde atan bir hakikat taşır. Belki de mesele, kalbin yükünü biraz olsun hafifletecek cesareti kendimizde bulabilmekte gizlidir kim bilir…

Hayatım boyunca sabahları uyandıktan sonra tekrar uyuyabilen biri olmadım. Gece benim için dünyanın sustuğu, iç sesimin netleştiği, üretimin kendiliğinden aktığı kutsal bir alan oldu her zaman. Kendimle en derin temasımı hep geceleri yazarak, kitap okuyarak kurdum. Sanki ruhumun karanlıkta daha dürüst konuştuğunu düşünürdüm. Rutinlerimi iki gündür olması gereken düzeyde değiştirmeye başladım. Beslenme alışkanlıklarımı, yoga ve nefes pratiklerimi hayatıma entegre ettim yeniden… Çünkü alışkanlık dediğin şey sadece bir rutin değil; aynı zamanda bir kimliktir. Kimliğimize tutunuruz; çünkü tanıdık olan güven verir. Ruh, gelişmek için bazen konfor alanının kapısını aralamak istediği noktada, beyin ikna edilmek için değil, yönlendirilmek için varlığını sürdürür. Hep söylerim, niyet enerjinin pusulasıdır. Sabahın 05.00’i kimse için romantik bir saat değil belki ama garip bir şekilde insanın kendisine çok dürüsttür. Masken yoktur. Beklentin yoktur. Sadece sen ve nefesin vardır. İnsanın kendisiyle en çıplak, en filtresiz karşılaşmasıdır.

Zihnimi ikna etmeye çalışırken kalbimi nasıl unuttuğumu hatırladığım günlerden geçtim. Hızlı kilo kaybedişimin bedenime ve ruhuma bıraktığı zararını fark edince sabahları zorlayarak da olsa ufak bir kahvaltı yapıyorum artık. Sonrasında kahve eşliğinde susabilmeyi, sessizce durabilmeyi, kelimelere ihtiyaç duymadan var olabilmenin gerçek yakınlığını hissediyorum iliklerime kadar. Rutinlerimin sinir sistemini tekrar nasıl sakinleştirdiğini, nasıl zihnimi yumuşattığının güzelliğini yaşıyorum birkaç gündür. Kalple uyumlanmanın; her hissi takip etmek değil, içte olanı bilinçle ayırt edebilmek olduğunu fark ettiğim bi noktadayım. Bir şeye neden isteksiz olduğumu hissetmek; bazı yolların neden beni yorduğunu dürüstçe kabul edebilmek, ruhsal olgunluğumun sessiz işaretlerini alıyorum. Kalbi dinlemek hayatı mutlaka kolaylaştırmaz belki ama; sadeleştirdiği kesin. İnsanın kendiyle kurduğu ilişki, dünyayla kurduğu ilişkinin aynasıdır. Bu hayatta en çok şükrettiğim şeylerden biri, bana kendi kendimi tamir edebilme gücünün ve sabrın verilmiş olması sanıyorum. Ve iyi kalpli cesur bir kadın olmamdaki en güçlü yanım bu… Kalbimle bağım o kadar güçlü ki bir şeyi atlatmam için kendimle kalmam yetiyor… Artık hayatımın başkalarına nasıl göründüğünden çok, bana nasıl hissettirdiğiyle daha çok ilgilendiğim bir dönemdeyim…

Haftaya Görüşmek Üzere
Evrim ONUK

Paylaş:

Şimdi Keşfedin!

Yazılarım

Sessizlikle Konuşmayı Öğrenmek

Geçen gün kendime şu soruyu sordum; İyi bir insan olmak, her şeye sessizce katlanmak mı demek? Yoksa iyilik, kendi ruhunu incitmeye izin vermemek midir? Yeni

Yazılarım

Bir Bilet Bali

Bazen bir an oluyor iyi olan her şey gelip buluyor insanı. Ve öyle bir dönemde, anda gerçekleşiyor ki; Bir bilet, bütün hayatına reset veriyor. Her

L'Atelier SoHo