Öyle ki…

Etrafımızda inanamayacağımız kadar kötü şeyler olup biterken, yaşama hevesimizi ve iyi niyetimizi ne korur?

Benim kendime ve hayata olan değerlerim…. Başıma gelen her iyi ya da kötü olay; çözülmeyi bekleyen bir bulmaca, bir sonraki dönemin ön hazırlığı oluyor benim için.

Ruhumuzun tekamülünü tamamlama yolculuğunda, iyi niyetimiz, mutluluklarımız ve kahkahalarımız umut oluyor yola devam edebilmek için… Kadının kendini doğurma hali aynen toprak gibi, verdikçe kendini yenileyebilen, köklenen şifayı ruhunda gizleyen tek varlık; ve kendi başına alemsel bir güç olduğunu düşünüyorum. Annelik ise sadece doğurmakla değil sonsuz affedicilik, erdem, sabır ve korumacılık ile vuku buluyor….

Bu nedenle kadınlar doğanın uzantısı olarak doğuruyor, doğa gibi sürekli yenileniyor, doğadan aldıkları güçle erkeklerini yetiştiriyorlar. Ruh üflendiğinde bir kadının karnında, ağladığında bir kadının kucağında, aşık olduğunda bir kadının kalbinde hayat ve huzur bulan erkekler, kadınının duasını aldığında hayrı buluyor…

Hiçbirimizin hayatı tek bir kişinin sırtlanabileceği kadar hafif değil. Hiçbirimizin hayatı tek başına yeşerebilecek bir tohum değil. Geçtiğimiz yıllarda çok severek okuduğum Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna, adlı romanından bir sahneyi, bu hafta Blu Tv de yönetmenliğini ve senaristliğini Deniz Akçay’ın yürüttüğü ‘Saklı’ dizisinde izledim. Okuduğum kitapların dışında, ekranda bir sahnede büyük yazarların ruhsal tahlilleri ile karşılaşınca, daha da tutkulu olabiliyor ruhum; ve analiz halim biraz daha ayrıntıya ulaşabiliyor.

Hayata tanıklık ettiklerim durmadan dönen, dönüşen, açan, solan, yeşeren, kuruyan. Sonra her şeye yeni baştan başlayan. Bıkmadan, kendinden yeniden kendini doğuran ben… Şimdi geçmişin adı üstünde, geçti bitti. Geleceği ne kadar kovalasam hep bir adım ötesi. Çünkü affetmenin de, sabretmenin de, en doğru zamanı şimdi.

Yeniden doğmamızın vakti, elimizde kalan kendimize, mukayyet olmaya çalıştığımız bir tuhaf ikinci bahar. Üzerimde bir metanet hali, yüzümde kocaman bir gülümseme, kaygılar usulca göç etmiş besbelli. Yasladım başımı hayallere, elbet güzel ve huzurlu olacak günler diye diye, öylece ufka bakıyorum.

Çokça sevgi, biraz da güzel kalem ve defterler, tüm grileri dağıtmaya yeter.

Haftaya görüşmek üzere,

Evrim ONUK

Paylaş:

Şimdi Keşfedin!

Yazılarım

Sevmek ve Sevilmek

Sevmek ve sevilmek. Sevmeyi bilmek ya da gerekiyorsa Erich Fromm’un da dediği gibi bir sanat dalını öğrenir gibi öğrenmek. Bir de tabi sevmekle yetinmeyip bunu

Yazılarım

Amsterdam ve Den Haag Günlükleri

Kendimi, kontrollü eylemsizlik planımı, iç sesimi, bir de kitaplarımı alıp geldim buraya.Bazen çok doğru kararlar alıyorum. Şehirleri seviyorum; güneş güzel battığı için severim örneğin bir

L'Atelier SoHo