Dönüşen Nefes

“Bir insan bir yere bakıyorsa orada ilgilendiği bir şey vardır. Bir insan bir yere hiç bakmıyorsa orada ilgilendiği bir şey kesinlike vardır.” demiş Freud.

Koskoca Freud’un üzerine ne diyebilirim bilmiyorum, haddim de değil zaten. Gel gör ki bu cümleyi okuduğumdan beri nerelere hiç bakmamaya çalıştığımı düşünüyorum. Kendimi bilme yolculuğum, panik ataklarıma çözüm yolları aramamla başladı. Panik atak bedenin stres ya da benzer zihinsel durumlara verdiği tepkiler, hava elementi dengesizliğinden ötürü ortaya çıkar. Nefes, hava elementinin özüdür. Bu yüzden nefesi kullanmayı bilmek elzemdir. Nefesin özünü sezmek, etkilerini anlamak ve düzenli nefes pratikleri yapmak dönüşümü beraberinde getirir.

Hava elementinin fiziki bedenimizdeki tezahürü, kan dolaşımı, sinir dürtülerinin iletimi ve hücreler arası iletişime izin veren güçtür. Zihin bedenimizde ise, düşünce ve duygu akışını sağlayarak kendini gösterir. Hava, tüm hareketlerin arkasındaki itici, harekete geçirici güçtür. Hava elementinin dengesizliği durumunda huzursuzluk, kaygı, uykusuzluk, kas ağrıları aynı zamanda değişime karşı direnç, zorlayıcı zihinsel haller, kişinin zihnini, aklını yeterince kullanamaması gibi durumları ortaya çıkabilir. Dengelendiğinde ise iletişim yeteneğinin artması, zihinsel yeteneklerin en yüksek potansiyelinde kullanılması, değişime açık olma, özgürlük, ilham gibi konular ve duygular da buluşur.

İlk inzivaya gidişimi hatırlıyorum. Yoga eğitmenlik eğitimim sırasında, dış etkenlerden uzakta, ormanın orta yerinde uzun meditasyonlar ve yoga pratikleri ile 7 gün geçirmiştik. Cep telefonlarının toplatıldığı uzun sessizlikte geçirilen 7 gün. Sessizlikte sadece konuşmamak değil, zihni meşgul eden şeylerden de uzak durmanın önemli olduğu bir İnzivaydı. Küçücük bir odada kalmıştım. Tahta bir masa, tahta bir dolap, tek kişilik yatak, ve bir banyo. Yanıma 2 defter ve bolca kalem almıştım.

Uzun süreli sessizliğin hakim olduğu, sabahtan akşama meditasyon, yürüyüş, günde sadece iki öğün yemek ve paylaşımlar ile kendi özüme döndüğüm, şahane bir inziva geçirmiştim. Gün doğumu ile meditasyona oturur, yoğun yoga pratikleri ile akşam yemekten sonra sessizlik başlardı. Hiçbir öğretiyi, kendin keşfetmedikçe öğrenmiş sayılmazsın derdi Zeliha Hocam. Öğretmen, kendi bildiklerini, öğrencilerine ilham yoluyla aktarabilir’i eklemeden duramazdı.

Bunların doğruluğunu, gerçekliğini sessizliğin yavaşlamanın ve kendinle baş başa kalmanın değerini ve önemini burada öğrendim diyebilirim. Ve de bu şartlar altında, görünürde hiç birşey yapmıyor olmanın aslında ne denli önemli bir şey olduğunu demlenerek keşfetmiştim. Sessizlik içinde bırakmaya niyet etmek isteyenler için hocam Zeliha 18 Temmuz’da Ayder Yaylasın’da bir kamp düzenliyor. Katılmak isteyenler instagram üzerinden Zeliha Albay’a ya ulaşabilirler. Geyikbayırı, Pastoral Vadi, Vadi Alaçatı, Kaz Dağları bunlar benim deneyimlediğim inziva ve kamp alanları.

Sezgisel olarak katıldığım kamplarda değişim ve dönüşüme ek, bırakman gereken yüklerden, kaybetmek istediklerinden kendi içinde kaybolmanın, sonra tekrar kendi merkezine dönmenin hazzını yaşarsın. Birşeyi kaybetmek ve kaybolmak arasında fark vardır. Birşeyi kaybetmek, tanıdık olanın yok olmasıdır. Kaybolmak ise tanıdık olmayanın ortaya çıkmasıdır. Değişim istemek, her zaman ne istediğimi bilmek anlamına gelmez. Ve bu korkulacak birşey değildir. Ne istediğimi bilmeyebilirim.

Ve neye ihtiyacım olduğunu bulduğumda anlayabilirim. O yüzden bilmediğim birşeyi aramak yerine, bildiklerimi, olduğumu düşündüğüm şeyleri bırakarak, hayatın içinde kaybolabilirim.

Haftaya görüşmek üzere,

Evrim ONUK

Paylaş:

Şimdi Keşfedin!

Yazılarım

Sevmek ve Sevilmek

Sevmek ve sevilmek. Sevmeyi bilmek ya da gerekiyorsa Erich Fromm’un da dediği gibi bir sanat dalını öğrenir gibi öğrenmek. Bir de tabi sevmekle yetinmeyip bunu

Yazılarım

Amsterdam ve Den Haag Günlükleri

Kendimi, kontrollü eylemsizlik planımı, iç sesimi, bir de kitaplarımı alıp geldim buraya.Bazen çok doğru kararlar alıyorum. Şehirleri seviyorum; güneş güzel battığı için severim örneğin bir

L'Atelier SoHo