Yılın ilk günü insanı hayalleriyle, son günü ise gerçekleriyle baş başa bırakıyor. Ben bugün ikisinin arasında bir yerdeyim. 2023’ü uğurlamanın tuhaf bir şenliği var içimde. Bir yılın içine bu kadar çok şey nasıl sığar, diye düşünüyorum. İnsan yaşarken fark etmiyor; günler birbirine ekleniyor, hayat kendi olağan telaşı içinde akıp gidiyor. Sonra aralık ayının sonuna geliyorsun, dönüp arkana bakıyorsun ve geride yalnızca bir yıl değil, sanki birkaç ayrı hayat bırakmışsın gibi geliyor. Uzun zaman hayatın önceden belirlenmiş birtakım doğruları olduğuna inandım. Olmam gereken kadın. Yapmam gerekenler. Doğru seçimler, yanlış seçimler. İyi anne. Güçlü kadın. Başarılı insan. Mutlu hayat. Sanki görünmez bir yerde bütün bunların cevap anahtarı varmış da bize düşen yalnızca doğru şıkkı işaretlemekmiş gibi. Oysa kırk iki yaşımda o cevap anahtarından biraz daha uzaklaştım. Zaten hiçbir zaman başkalarının doğrularına göre uslu uslu yaşayan biri olmadım ama bu yıl başka bir şeyi daha berrak gördüm: Herkes için doğru kabul edilen bir şey benim için yanlış olabilir. Benim için doğru olanı da bir başkası yanlış bulabilir. Bazen ikimiz de kendi hayatımızın içinde haklı olabiliriz. Sevgili 2023, sana gerçekten çok fazla an sığdırdım. Bali’ye gittim. Kendime verdiğim en güzel armağanlardan biriydi. O yolculuktan dönerken değiştiğimi düşünüyordum. Belki gerçekten değişmiştim. Belki de yalnızca kendimin uzun zamandır karşılaşmadığım bazı taraflarıyla yeniden tanışmıştım. Bana bırakmayı, teslimiyeti, nefesi ve bir ânın içinde gerçekten kalabilmenin ne kadar zor, bir o kadar da kıymetli olduğunu düşündürdün. Dışarıya yaptığım yatırımlar kadar içeride ne kurduğuma da bakmam gerektiğini gösterdin. Bir de üzülmenin, ağlamanın, kızmanın, korkmanın ve bazen hiçbir şey yapmak istememenin insan olmanın doğal parçaları olduğunu. Uzun süre duyguları iyi ve kötü diye ikiye ayırdım. Mutluluk, neşe ve huzur iyiydi; öfke, üzüntü ve korku kötü. Bu yıl biraz daha iyi anladım ki insanın içi bu kadar basit bir yer değil. Karanlıkta hissettiğim her şey beni karanlık biri yapmıyor. Her duygumu sevmek zorunda değilim ama hiçbirini sırf kendime yakıştıramadığım için inkâr etmek zorunda da değilim.
2023 bana seçeneklerim olduğunu da hatırlattı. Bir düşüncenin içinde ömür boyu kalmak zorunda olmadığımı, yeni şeyler öğrenebileceğimi, bazı öğrendiklerimi unutabileceğimi, alışkanlıklarımı değiştirebileceğimi ve bir zamanlar bütün kalbimle inandığım bir şeye artık inanmayabileceğimi… Bunun her zaman tutarsızlık değil, bazen yalnızca değişmek olduğunu. Hayatımın uzun bir bölümünde kim olduğumu aradım. Sanki bir yerde saklanmış, değişmez ve hakiki bir “ben” varmış da yeterince derine inersem onu bulacakmışım gibi. Şimdi başka türlü düşünüyorum. Belki kim olduğum yalnızca bulacağım bir şey değil; biraz da her gün oluşturduğum bir şey. Verdiğim kararlarla. Kime nasıl davrandığımla. Neye “Evet.”, neye “Hayır.” dediğimle. Neyi tekrar ettiğim ve neyi artık tekrar etmemeyi seçtiğimle. Değişiyorum. Muhtemelen daha çok değişeceğim. Bu düşünce bazen hâlâ beni ürkütüyor. Çünkü değişmek yalnızca yeni şeyler kazanmak değil, bazı şeyleri geride bırakmayı da göze almak. Bazı insanları, bazı alışkanlıkları, bazı eski hâllerimi… Üstelik insan, kendisine iyi gelmediğini bildiği eski bir hâlini bile özleyebiliyor. Ara sıra ellili yaşlarımdaki kadını düşünüyorum. Nasıl biri olacak? Bilmiyorum. Bugünkü seçimlerimin onda bir izi olacağını biliyorum ama onu bütünüyle bugünden inşa edebileceğimi artık iddia etmiyorum. Çünkü hayatın da söyleyecekleri olacak. Karşılaşacağım insanlar, kaybedeceklerim, bulacaklarım, tesadüfler, yanlış kararlar ve hiç beklemediğim yollar… Belki güzel olan da bu. Gelecekteki kadını bugünden tamamlamak zorunda değilim. Ona yalnızca iyi bir zemin bırakabilirim. Kendisine saygı duyan bir kadının zemini. Gerektiğinde gidebilen, kalmak istediğinde gerçekten kalabilen, sevdiğinde bunu saklamayan ama sevgi uğruna kendisini eksiltmeyen bir kadının. Yarın kalbimiz yeniden hayaller üretmeye başlayacak. Bugünse biraz içeride kalmak istiyorum. Eksilttiklerime bakmak, gidenleri nezaketle uğurlamak, kalanları görmek… Kendime nerelerde iyi davrandığımı, nerelerde kendimi ihmal ettiğimi fark etmek. Ama bunu bir yıl sonu mahkemesine çevirmeden. Çünkü her şeyin hesabı 31 Aralık gecesi kapanmıyor. Bazı defterler yeni yıla taşınıyor. Bazı sorular cevapsız, bazı vedalar yarım kalıyor. Hayat da bizim ona yüklediğimiz takvimsel anlamlara aldırmadan kendi zamanında devam ediyor.
Benim de kendime dair dileklerim var elbette. Önce sağlık. Ama artık sağlık derken yalnızca bedenimi düşünmüyorum; zihnimi ve ruhumu da. Bolca neşe istiyorum. Biraz daha sadelik. Kızım ve köpeğimle çevrelenen dünyamdan huzur eksilmesin istiyorum. Zorluklar karşısında hiç sarsılmamayı değil, sarsıldığımda dengemi yeniden kurabilecek gücü diliyorum. Sabır. Zarafet. Ve mümkünse değiştiremeyeceğim şeylerle kendimi tüketmemeyi. Değersiz hissettiren her şeyi mutlaka değerli bir şeye dönüştürmek zorunda da değilim artık. Bazı şeyleri yalnızca geride bırakabilmek istiyorum. Her acıdan bir anlam çıkarmadan. Her kaybı kazanca çevirmeden. Başıma gelen her şeyi büyük bir hayat dersine dönüştürmeye çalışmadan. Her yılın sonunda geçen yıldan daha iyi bir insan olduğumu kendime ya da başkasına kanıtlamak zorunda kalmadan. 2024’ün “kişisel devrimim” olmasını dilemişim. Bu fikri hâlâ seviyorum ama devrim dediğim şey artık hayatımı bir gecede değiştirecek büyük kararlar değil. Benim devrimim daha sessiz. Kendime karşı kullandığım dili değiştirmek. Bir sınırı korumak. Bir korkuya rağmen adım atmak. Yorulduğumda durmak. Sevdiğimi söylemek. Gitmem gereken yerde gitmek. Kalmak istediğim yerde gerçekten kalmak. Kendi hayatımın içinde biraz daha fazla bulunmak. Ve belki hepsinden önemlisi, olduğum kadını sürekli düzeltilmesi gereken bir taslak gibi görmekten vazgeçmek. Sevgili 2024, senden mucize istemiyorum. Bana hiçbir şey borçlu değilsin. Ben de sana kendimin kusursuz bir hâlini vaat etmiyorum. Ne getireceğini bilmiyorum. Ne götüreceğini de. Bildiğim tek şey, bu gece iki yılın arasında dururken elimde bir cevap anahtarı olmadığı. Buna eskiden olduğundan daha az üzülüyorum. Çünkü belki hayatın meselesi bütün doğru cevapları bulmak değil; cevaplarını bilmediğin sorularla da kendi yolunda yürüyebilmek. Yarın yeni bir yıl başlayacak. Ben ise yeni biri olmayacağım. Aynı hayatın içinden geçmiş, bazı fikirlerini değiştirmiş, bazılarını korumuş, biraz eksilmiş, biraz çoğalmış aynı kadın olarak uyanacağım. Şimdilik bana bu yeter.
Evrim Onuk




