Deniz…

İnsan gözleriyle koca bir denizi kucaklayabilir, martılarla konuşabilir, gece olduğunda gökyüzündeki yıldızları öpebilir. Kalbiyle şiir okuyabilir, kitaplarla el ele tutuşabilir. Hem yağmuru hem güneşi aynı anda huzurla sevebilir.

Şu kısacık dünyada hepimizin türlü hikâyeleri var. O hikâyelerin derinliklerinde sevgi var, aşk var; anılar, vedalar ve içimizde taşımaya devam ettiğimiz nice iz var. Çünkü insan yalnızca içinde bulunduğu anın değil, geride bıraktığını sandığı zamanların da toplamı biraz. “Kopmak zordur,” der Nietzsche, “bir bağı ortadan kaldırmak acı vericidir.” Malum, kalp hep suikaste açık bir organ. Ya çelik gibi bir kalp taşımak ya da kendimize iyi gelmeyi bilmek zorundayız.

Masallar diyarından sihirli değnek gelip insana dokunarak yaşadıklarını, anılarını ve içindeki yaraları bir anda alıp götürmüyor. İyileşmenin hazır bir reçetesi de yok. Hayatındaki duyguları öyle bir anda yok edemiyorsun belki ama yerini değiştirebiliyorsun. Kırılıp döküldüğüm yerden sertleşmeden, eksilmeden, yaşadığım her duruma, her duyguya sahip çıkarak iyi niyetimle güçlü kalkabilmek. İşte tam bu noktada kendi hikâyemin satır aralarında, kendime yeniden bir yer açmayı öğreniyorum.

Evrim Onuk

Paylaş:

Şimdi Keşfedin!

Yazılarım

Deniz…

İnsan gözleriyle koca bir denizi kucaklayabilir, martılarla konuşabilir, gece olduğunda gökyüzündeki yıldızları öpebilir. Kalbiyle şiir okuyabilir, kitaplarla el ele tutuşabilir. Hem yağmuru hem güneşi aynı

Yazılarım

Satır Araları…

Geçtiğimiz birkaç günü ağır bir soğuk algınlığının içinde, hasta geçirmemiş olsaydım bugün kitabım için İstanbul’a doğru yola çıkıyor olacaktım. Cumartesi günü edebiyat editörümle yapacağımız görüşme,

L'Atelier SoHo

error: Content is protected !!