Ekinoks

21 Mart Ekinoks.

Günün eşitliği olarak bildiğimiz kavram. Bilimsel haliyle Güneş ışınlarının, yılda iki kez ekvatora dik gelmesi sonucu o tarihlerde gece ile gündüzün eşitlenmesi.

Benim için ekinoks baharın gelişi gibi yavaştan uyanmaya başlayan bir ruh haliyle tazenlenme zamanıdır. ‘Ekinoks, insanın kendini gözden geçirmesini sağlayan bir disiplin mevsimidir’ Tutarlı bir ekinoks rutini yaratmanın dönüştürücü ve başarılı bir yaşam yaratmada önemli bir faktör olduğuna inanıyorum. Ben baharı ritüeller ile destekliyorum. Yaşadığım alanda bedenimi, zihnimi arındırarak, adaçayı ve üzerlik otu çeviriyorum. Niyetlerimi yazıp suya atıyorum. Bu ritüelleri yapmak bana iyi hissettiriyor. Çünkü ekinoks ile birlikte yepyeni bir döngü başlıyor. Rutinle ritüeli ayıran sevdiğim bir fark var. Rutini, ‘tekrar’ mümkün kılıyor. Ritüeli mümkün kılan ise ‘anlam’. Kökleri sürekli kaldırıp evden uzaklaşmak, bir hayat rutini değil başka bir şeyin ritüeli olduğunu fark ediyorum ufaktan.

Geçtiğimiz hafta eğitimde, harika senfonik enerji enstrümanları sayesinde tüm varlığımızla titredik. Sesle meditasyon uygulaması, somatik deneyimleme, kriyalar gibi farklı bakış açılarının bilimsel verilerini harmanladığımız şahane bir deneyim oldu. Gonglar, himalaya çanakları ve diğer ses terapi aletlerinin birleşimi, enerji merkezlerim ve kanallarımdan geçen titreşimler, alçak dalgalar sayesinde tüm bedenimde yeniden hizalandılar.

Çok fazla keyif aldığım bu yolculuktan biraz bahsetmek istiyorum. Ses banyosu ve meditasyonu, titreşimlerinin bedene nazikçe nüfuz ettiği ve derin bir rahatlamaya yol açtığı nazik bir terapi şeklidir. Kulaklar işitir ve bedenin diğer tüm bölümleri bu titreşimlerin gücünü alır. Bir seans sırasında, fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal bedene masaj yapma gücüne sahip farklı yüksek titreşimli enstrümanlar kullanır. Ruh ve beden için gerçek bakım, o ses ve titreşimlerin organlar, dokular ve hücreler üzerinde derin faydalı etkisi vardır.

Harmonium, gong, tibet çanakları, sansula, koshi ve daha şamanik etkilere sahip diğer enstrümanlar hepsi bu yolculuğuma rehber oldular. Ormanın içinde doğanın tüm elementlerin enerjisini çağıran ve atalarımın hatıralarını uyandıran bu çeşitli enstrümanların iyileştirici titreşimlerini en samimi şekilde deneyimledim. Benim için inanılmaz bir süreçti.

Geçen hafta yazılarımı takip eden bir okurdan mail aldım. Bu denli eğitim, yoga ve terapiler gerçekten işe yarıyor mu? diye sormuş. Öncelikle unutmamak lazım ki güç kendi içimizde. Bu benim kendimden kendime yolculuğum. Kendi sesimi buluşum. Farkına varamıyoruz ve anlık olarak geçici deneyimlerin arkalarından koşuyoruz, burda önemli olan anlık rahatlamalar değil.

Hayatımıza bir farklındalık yeni bir bakış açıcı getirebilmek. Tabii ki güçsüz veya zayıf hissediyorsak ilham almak, destek almak iyi gelebilir ancak bilmemiz gereken sürdürülebilir bir ruh sağlığı için kendimizden medet umabileceğimiz. O iyileşme ve iyi hissetme hali içten gelecek, yaşama sımsıkı tutunmak baki olan. Kendimize şefkat göstermek, başkalarına göstermekten çok daha zor. Ruhuma iyi gelen şeylere mutlaka zaman ayırıyorum. Çocuğuma yada yakın bir arkadaşıma gösterdiğim sevgi ve anlayışı önce kendime göstermeye çalışıyorum.

Her zaman söylüyorum, İstediğimiz kadar kitap okuyalım, eğitime katılalım, bilgi edinelim. Öğrendiklerimizi deneyime dökmeden yani bilişe geçirmeden her iş havada ve yarım kalıyor. Böyle olunca da başkalarına akıl vermekte üstümüze yokken, uygulamada sınıfta kalıyoruz. Çünkü pratiğe geçmeyen bilgi, ölü bilgidir. Çöp gibi yer kaplar zihinde, egoyu güçlendirir, kibir yapar, omuzlarına yük olur.

Önümüzdeki hafta severek okuduğum kitaplar listesi hazırlıyorum. Son zamanlarda ara ara eski okuduğum kitapları karıştırmak pek hoşuma gidiyor. Okuduğum o satırlar bende ne gibi duygu uyandırdı da altını çizdim, merakla tekrar bakıyorum. Bazı çizdiğim yerleri yine aynı zevkle okuyorum, bazı cümlelerin artık bende yerinin kalmadığını fark ediyorum. Bendeki o his geçmiş gitmiş ya da başla bi şeye dönüşmüş.

Hayat sessiz bi su gibi akıp gidiyor. Su bazen yol, yön değiştiriyor. Hayatın küçük huzur anlarının değerini bilmeye, tadını çıkarmaya niyetle.

Haftaya görüşmek üzere,

Evrim ONUK

Paylaş:

Şimdi Keşfedin!

Yazılarım

Sevmek ve Sevilmek

Sevmek ve sevilmek. Sevmeyi bilmek ya da gerekiyorsa Erich Fromm’un da dediği gibi bir sanat dalını öğrenir gibi öğrenmek. Bir de tabi sevmekle yetinmeyip bunu

Yazılarım

Amsterdam ve Den Haag Günlükleri

Kendimi, kontrollü eylemsizlik planımı, iç sesimi, bir de kitaplarımı alıp geldim buraya.Bazen çok doğru kararlar alıyorum. Şehirleri seviyorum; güneş güzel battığı için severim örneğin bir

L'Atelier SoHo